AHG-A, Ankara Barosu yönetimine aday

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
AHG-A, Ankara Barosu yönetimine aday
Abone ol
Avukat Hakları Grubu – Ankara’nın çalışmalarına, kuruluş sürecine, güncel sorunlara, amaç ve hedeflerine yönelik sorularımızı AHG-A’dan Av. Faruk Çayır ve Av. İlkay Koçak Küçükbağcı yanıtladı.
Avukat Hakları Grubu – Ankara’nın çalışmalarına, kuruluş sürecine, güncel sorunlara, amaç ve hedeflerine yönelik sorularımızı AHG-A’dan Av. Faruk Çayır ve Av. İlkay Koçak Küçükbağcı yanıtladı.

Demet ARAN

ANKARA (Anayurt) – Avukat Hakları Grubu – Ankara çalışmalarına kısa bir süre önce başladı; öncelikle, bu grubun oluşmasına neden olan temel fikri ve oluşum sürecinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Av. Faruk Çayır: Siyasetten bağımsız meslek kurallarımızın özü olan etik değerlerle yürütülen Avukatlık mesleği bugün üçlü bir kuşatma altında. Aydınlanma çağı seviciliğinin birçok olayda sizi kurtardığı bir gerçek. “Bu hukuk devletinin sonu”, “Bu demokrasiye çok ağır darbe”, “Sözün bittiği yer” gibi açıklamaları her hafta duyabilirsiniz. Bizim fikrimiz ise tek. Didem Yaylalı öldüğünde hukuk devleti bu topraklarda iflas etmiş, bitmiştir.

Sorunu doğru teşhis edemezseniz çözüm de bulamazsanız. İktidar baskısı ile yaşanan her hukuksuzlukta tekrar dirilen “Hukuk Devleti varmış gibi” davranmak düzleminizi bozuyor. Üçlü kuşatmanın birincisi işte bu; adaletsizlik, hukuksuzluk, kural tanımamazlık.

İkinci kuşatma ise birinci tespitin içinden geliyor. Hukuk Devleti fikrinin en naif şövalyeleri olan avukatların faaliyetlerinin muktedire artık pahalı ve fazla gelmesi.  Haliyle avukatlık mesleğinin alanı daraltıldı. Arabuluculuk, uzlaştırma vb. gibi yargılama faaliyeti yapılmadan uyuşmazlıkların çözülmesi avukatların iş alanlarını azalttı. Avukatlar bu yolla yoksullaştırıldı.

Üçüncü kuşatma ise; hiçbir şey üretemeyen, çözümsüzlük ve vasatlık sarmalında sıkışmış barolar. Sadece bir şey yaparak değil yapmayarak da bugünü yaratanların öncüleri onlardır.

Değişen koşullarda değişen cevaplar vermeniz gerekiyor. Bunun için de bilgi, vizyon, güçlü bir irade ve yetenekli bir ekip lazım. İşte bu yüzden bu grup oluştu. Gerek konunun uzmanı avukat meslektaşlarımız, gerekse yazılımcı, programcı uzmanlar ile işbirliği yaparak ar-ge çalışmaları altyapısını hazırlamaktayız.  Üretmek için geliyoruz. Çünkü bir fikrimiz var.

“İNADINA AVUKATLIK YAPMAK İSTİYORUZ”

Gerek Türkiye özelinde gerekse dünya genelinde yaşanan son süreçleri ele alırken hukuk sınırlarında ısrar etmenin sizin için önemini anlatabilir misiniz?

Av. İlkay Koçak Küçükbağcı: Temel olarak, avukatların dayanışması ve birlikteliği üzerinden hareket etmeye çalışıyoruz. Genç, dinamik ve avukatlığa ilişkin her türlü kazanımı korumakta ısrarcı bir ekibiz. Türkiye de artık hukuka sosyolojik ve felsefi bir yaklaşım sergileyen avukatlık yok olmaya başladı. Avukatlığın kamusal yönü siyasi ve ticari kararlar ile tamamen yok edildi. Bu sebeple de gerek Türkiye’de gerekse dünyada yaşanan siyasi baskılara karşı hukuksal mücadeleyi sosyoloji ve felsefe ile bütünleştirerek vermeye çalışacağız. 

“TBB, SİYASİ ÇIKAR VE İSTİKBAL ODAKLI TAVIR ALDI”

Çoklu baro sürecinde avukatların uzun süren bir eylemliliğine tanıklık ettik. Bir avukat olarak bu süreçte eksik kaldı dediğiniz bir şey oldu mu?

Av. Faruk ÇAYIR: Bu süreçte özellikle Türkiye Barolar Birliğinin (TBB) ve TBB başkanının almış olduğu tavır çok önemli.Tamamen siyasi çıkar ve istikbal odaklı olarak, yasa değişikliğine ilişkin olumlu yönde davrandı. Halbuki TBB Türkiye’deki tüm avukatlarla varlığını sürdüren bir kuruluş. TBB başkanı ve çevresi bu süreçte avukatlardan hiçbir görüş almadı, aldı ise de tam tersi yönde tavır sergiledi. Bu nedenle de TBB’deki hantal ve kişi odaklı, siyasi istikbal peşindeki yapının değişmesi gerekiyor.

Baroların bu konuda TBB’ye karşı dışarıda muhalif görünmelerine rağmen, baro seçimleri yapılacağı zamanlarda içeride pazarlık yapmak, en hafif tabiriyle birlikte hareket etmek gibi çıkarcı anlayışları bırakmaları gerekiyor.

“ANKARA BAROSU’NUN DİRENİŞİ PLANSIZ VE PROGRAMSIZDI”

Diğer yandan özellikle Ankara Barosu’nun; yasa değişikliğine karşı yapılan direnişlerde plansız, programsız ve farklı zamanlarda ve durumlarda ne yapacağını bilemeyen, B planı olmayan bir durumda olduğunu gördük. Şehir merkezine en uzak yerde oturma eylemi yapılması, barikatla etrafın çevrilmesi gibi fiili gözaltı işlemlerine karşı hiçbir karşı çıkış sergileyememesi, yapılan oturma eylemlerinin hiçbir karşılık bulmaması, maalesef Ankara Barosunun mensubu bulunan avukatlar ile hiçbir dayanışma ve direnme kültürüne ilişkin bağ kuramadığını ortaya koydu.

AHG’nın mesleğin yapılışına ilişkin tespit ettiği temel sorunlar nelerdir?

Av. İlkay Koçak Küçükbağcı: Açık olarak söylemek gerekirse avukatların, hukuk camiasının Don Kişotları olduğunu düşünüyorum. Günümüz Hukuk Devletini tasarlayanlar; avukatları da bu işin şövalyeleri olarak düşünmüş, lakin Avukatlık Kanunu bu şövalyelere ne zırh vermiş durumda ne kılıç. Güvencesiz, çok büyük risk altında ve   ağır bir ekonomik yoksulluk kuşatmasının altındayız.

Avukatlar açısından artık uzun yargılama süreleri nedeniyle hukuki öngörülebilirlik ve sürdürülebilirlik ortadan kalkmış durumdadır. Müvekkillerimiz hukuk profesyoneli olarak danıştığı hukuki bir konuda yapmış olduğumuz yönlendirmelerin ve verdiğimiz kararın doğruluğunun teyidi en az 3 yıl sürüyor. Yargılama sonucunda kararın hakimler yada mahkemeler eliyle verildiği düşünüyoruz   ancak asıl karar veren bu anlamıyla avukatlardır.

Avukatlar açısından müvekkilinin danıştığı ilk soru anından, son aşamaya kadar her şey ama her şey yapısal olarak sorunludur.  Buna uzun yargılama sürelerinden UYAP’tan gönderilen evrakların kontrol edilmemesine, kalem personelinin kayıtsızlığından tutun da duruşma saatlerine kadar yüzlerce konu sayabiliriz.

“İŞÇİ AVUKATLAR BAKMAK İSTEMEDİKLERİ DAVAYA BAKMAYA ZORLANMAKTADIR”

Günümüzde işçi avukatlık, çok yaygın bir şekilde mesleğin işleyişine dahil olmuş durumda. İşçi avukatların bugün yaşadığı temel sorunları ne olarak görüyorsunuz?

Av. İlkay Koçak Küçükbağcı: “İşçi avukatlar”ın hukuki statülerinin belirlenmesi   veyahut bu kavramı kabul etmeyen, yokmuş gibi davranan, meslek içerisinde sınıf olgusunu görmezden gelen çevrelerin avukatların işçileşmesine zemin oluşturan unsurları ortadan kaldırmaya yönelik çözüm önerileri ve çalışmalarını sunmaları zaruridir. İkincil bahsettiğimiz durum nihai hedef olmakla beraber mevcut durum içerisinde mevzuatın koruyucu hükümlerinden yararlanamayan, avukatın bağımsızlığı ve avukatlık mesleğinde yoksullaşma arasında sıkışıp kalan işçi avukat kavramını öncül olarak kabul edilerek Avukatlık Mevzuatı ve İş Hukuku arasındaki denkleşmenin işçi avukat yararına düzenlenmesi şarttır. İşçi avukatların yaşadıkları temel sorunlara gelirsek, işçileşen avukatların birçoğu kayıt dışı çalıştırılmaktadır. İşveren avukatlar işçi avukatları avukatlık mesleğine yabancı birer sekreter, takip elemanı vs gibi mesleki faaliyetlerinin dışında işlerde oldukça düşük ücretler karşılığı çalıştırdıkları gibi doğru dürüst sosyal güvence sahibi olmadan yorucu, yoğun, stresli bir tempoda çalışmaktalar. Ne yazık ki işçi avukatlar mesleğine yabancılaşmakla birlikte mesleki gelişime vakit, enerji ve maddi imkan bulamaz durumdalar. Ayrıca, işçi avukatların telif haklarına yönelik talep imkanı bulunmadığı gibi, Avukatlık Kanununda avukata tanınmış davayı reddetme hakkı işçi avukatın filli hakimiyet alanında değildir. O nedenle bakmak istemediği davalara bakmak zorunda bırakılmaktadırlar.

“MÜCADELEYİ SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ”

Bahsettiğiniz sorunlardan çıkmanın yolu sizce ne olabilir? İnsanlar yargı sistemine, avukatlara güvenmeye devam etmeli midir?

Bu öznesi tek bir mesleğe ait bir soru değil. Lakin hâkimi, savcısı, avukatıyla hukukçular adeta Toplum Mühendisleridir diyebiliriz. Bugünün sorunlarından yola çıkarak geleceğe dair sorunları da, çözümleri de tasavvur edebiliriz. Şunu söylemek gerekir ki adaleti tesis edemeyen bir toplum varlığını sürdüremez.

Adalet;  ekmek, su gibi vazgeçilemeyecek bir ihtiyaçtır. Artık her şey birbiri ile bağlantılı hale geldi. Sadece adalet değil, eğitim,ekonomi, teknoloji hepsi birbiri ile uyum ve ahenk içinde olmalı. Birinin yokluğu diğerinin varlığını ortadan kaldıracak nitelikte. O nedenle Hangi yargı? Hangi avukat? Hangi baro? sorularını sormamız gerekiyor. Eğer mevcudu işaret ediyorsak, var olan hukuk sistemi adaleti tesis etmekten çok uzak iken insanların nasıl yargıya güvenmelerini bekleyebiliriz ki. Artık insanların son 20 yılda mahkemelere güveni yerle bir olmuş iken, yargı teşkilatının ve hukuk dünyasının yüreklilikle ve kararlılıkla mücadele eden tek öznesinin avukat olduğu konusunda en ufak bir şüphe yok. Vatandaşın hak arama yolundaki tek güvencesi avukatlardır ve biz şeffaf, temiz, dürüst ve katılımcı bir mesleki mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Üç ülkeden acil ateşkes çağrısıÖnceki Haber

Üç ülkeden acil ateşkes çağrısı

Süper Lig'de yaz döneminde biten transferler!Sonraki Haber

Süper Lig'de yaz döneminde biten transfe...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar